ALTERNATİF AMSTERDAM REHBERİ

Tarihler 3 Mayıs’ı gösteriyorken bu kez Amsterdam uçağına biniyordum… Bir bahar yolculuğu sandığım seyahatin sonunda kışın ortasına düşüverdim. Bu yüzden yıllardır orada yaşayan arkadaşlarımızın önderliğindeki deneyimlerimi anlatmadan önce, her şeyden, her şeyden önce hava durumu hakkında uyarmalıyım: Iphone, Accuweather vs.. her nereden bakarsanız bakın Amsterdam’ın hava durumunu hiçbirisi tutturamıyor. İstanbul’dan birkaç derece düşük gösteriyor genelde, ama o sıcaklıktan bir 4-5 derece de siz düşün. İnsanın içine işleyen bir soğuğu var bu şehrin, unutmayın! Tabii bir de Schengen vizenizi! Şimdi bu ilk ve en önemli iki uyarıdan sonra gelelim mini Amsterdam rehberime:

Nerede kalınır?

Biz arkadaşımızda kaldığımız için mekan önerisi yapamayacağım. Ama şöyle bir püf noktası paylaşayım: Amsterdam çok düzenli ve toplu ulaşımı çok başarılı bir şehir. Şehirde yaşayanların ”Aaa orası çok uzak” dediği yere bile otobüs ya da bisikletle 20 dakikada gidebiliyorsunuz. Dolayısıyla şehrin merkezindeki yerler biraz dışlara göre kat be kat pahalıysa, ”tam merkezde kalacağım” diye inat etmenize gerek yok bence. Toplu taşıma ve Amsterdam’ın İstanbulKart’ı GVB Kart imdadınıza yetişiyor:)

Ulaşım: 

**Yukarıda da yazdığım gibi  GVB Kart alabilirsiniz, özellikle de uzun süre değil de birkaç gün kalacaksanız mantıklı olabilir. Otobüs, tramvay ve metroda geçiyor. ((Çok önemli not: Amsterdam’da da pek çok Avrupa şehri gibi toplu taşıma aracı biletlerini okutmanız gerekiyor. Otobüs biletleri otobüslerin içindeki makinelerde, metro biletleri ise istasyonda, metroya binmeden önce okutuluyor. Makinelere okutmaz ve yakalanırsanız çok ağır cezası var. )) GVB Kart’ı ilk bindiğiniz araçtaki makineye okuttuktan sonra kullanım süreniz başlıyor. Hesap gün değil saat üzerinden yapılıyor. Örneğin kartı Cumartesi 15.00’te kullanmaya başladıysanız ilk gün hakkınız pazar sabahı değil Pazar 15.00’te bitiyor. Hesabınızı buna göre yapın:) Kaç günlük kartın fiyatı ne kadar? Buradan bakabilirsiniz. İnternet fiyatları ile Central Station’dan aldığınız arasında birkaç Euro’luk fark olabilir, bilginize.

**Toplu kart almak istemezseniz, otobüs biletlerini otobüs şoföründen kredi kartıyla da satın alabiliyorsunuz, tek yön 2.90 Euro.

**Bir de I amsterdam kart var. Bazı müzelere ve kanal turlarına ücretsiz geçiş sağlayan bu kart, toplu taşıma araçlarında da geçiyor. ”Uzun süre kalırım, müze vs. de gezerim ” diyorsanız bu kart avantajlı olabilir. Koşulları için buyrun. 

**Tabii bir de bisiklet seçeneği var. Amsterdam bisikletlilere çokça saygı duyan, kıymet veren bir şehir. Bisikletliler için özel yollar, kurallar var. Öyle ki şehrin göbeğinde katlı bisiklet otoparkı bile var. Ben bu şehrin bisiklet sevdasını övmelere doyamam… Fazla uzatmadan nereden kiralayabileceğiniz konusunda bilgi vereyim: Çokça seçenek vari bunlardan biri de Mac Bike. 

Nerede yenir?

Kahvaltı: Broodje Bert ‘te yediklerim hala hafızamda, tadı damağımda. Burası öyle uzun uzadıyaaaaa oturuuuup, saatlerce kahvaltı edeceğiniz bir mekan değil. Yiyip-içip yola devam etmelik. İçi küçük bir dükkan, hava güzelse daha şanslısınız, dışarıda masaları da var. Porsiyonları kocamaaaan ve lezzeti şahane. Ben mantarlı peynirli omlet yedim, altında baget ekmek ve kocaman bir salata eşliğinde geldi, hepsi de çok lezizdi. Fiyatı 7,5 Euro. Kocam Alişer Beyciim Etli Sahanda Yumurta (Fried Eggs With Roast Beef ) yedi, öğün sonunda gözlerindeki ışıltıdan çok mutlu olduğunu söyleyebilir, bu vesileyle bunu da tavsiye edebilirim:) Onun da fiyatı 7 Euro. İsteyene çay, kahve, isteyene taza sıkılmış meyve suyu. ”Yabancı dilim yok” diye iletişimi sorun edenler varsa aranızda, burada hiç zorlanmayacaklarını özellikle belirteyim: Çünkü buranın sahipleri ve garsonları Türk. Ama sakın bu son yazdığıma aldanıp ”Amsterdam’da Türk restoranında ne işim var” deyip gitmemezlik etmeyin:) Mekanın yeri Singel Kanalı çevresinde, yukarıdaki linkte açık adres var.

Leziz kırmızı et: Cafe de Klos. Akşamüstü saat 4’te açılıyor, rezervasyon kabul etmiyor. Kuvvetle ihtimal biraz sıra bekleyeceksiniz ama kesinlikle buna değecek. Turist ağırlıklı olmayan, daha çok yerlilerin gittiği lokal bir mekan burası. Buranın porsiyonlarının da hatrı sayılır, lezzetinin de… Kırmızı et sevene lamb shoulder tavsiye. Ana yemek fiyatları 20-25 Euro arası. 

Tatlı: Winkel 43. Gelmeden önce burayı pek çok yerde okumuştum, özellikle pek çok kişi elmalı turtayı yazmıştı. Amsterdam’da yaşayan arkadaşımız Umut’tan da onay alınca, üstüne üstlük kafe yolda yürürken önümüze çıkıverince oturup tatlılarını ben de bir denedim. Elmalı tatlıları seviyorsanız elmalı turtayı deneyebilirsiniz, isterseniz üzerinde kremayla servis ediliyor. Ama tek seçenek bu değil: Latte’li panna cotta’nın da çok lezzetli olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Nerede alışveriş yapılır?

İşte en sevdiğim bölümlerden biri:) Bu gidişimde alışverişe az vakit ve nakit ayırdım. Ama aranızda benim gibi vintage- 2. el canavarları varsa diye 2 adres yazacağım. İkisi de yine Singel Kanalı çevresinde.

Episode kocaman bir mağaza. 60lar, 70ler, 80ler…. Etekler, elbiseler, çantalar, şapkalar, pantolonlar… Hem kadın hem de erkekler için. Baştan uyarayım:  Saatlerinizi geçirmek isteyebilirsiniz burada, çeşitlilik yelpazesi çok geniş. Fiyatlar hakkında fikir verebilsin diye de birkaç örnek: Elbiseler 20-25 Euro, şapkalar 7-10 Euro.  

 

Laura Dols daha küçük, butik bir mağaza. Dolayısıyla fiyatlar bir tık daha yüksek. İpek gömlekler 40-45 Euro, etek, elbiseler de o civarlarda… Dantelli ipek gömlekler mi istersiniz, İngiliz kraliyet ailesi düğünlerinde Prenses Kate’in taktığı şapka ve benzerlerini mi…. 🙂 çok güzel, kaliteli ürünleri var burada, fikir versin diye birkaç fotoğraf:

Nerede gezilir?

Bu sorunun cevabı Amsterdam’a kaçıncı gelişiniz olduğuna ve nasıl bir gezi yapmak istediğinize göre değişir. Ben RijksMuseum, Red Light District gibi yeni başlayanlar için Amsterdam önerileri değil de biraz daha ileri seviye için birkaç örnek not düşeceğim:

Kanal Turu: Bu mesele çok önemli, rezil de eder vezir de:) Ne demek mi istedim? Şöyle anlatayım: Amsterdam’da kanal turu en turistik aktivitelerden biri. Dolayısıyla pek çok şirket size kanal turu yaptırıyor. 1 saat 15 dakikalık tur için biletler 15 Euro civarında. Biletleri merkezdeki tur şirketlerinden de, bu linkten de alabilirsiniz. Ben 3 yıl önce gittiğimde bu tura çıkmıştım. Amsterdam’ın kanalları, atmosferi çok güzel olsa da , teknenin kalabalıklığı yüzünden tam tadını çıkaramamıştım. Cam kenarında yer kaptıysanız şanslısınız, ama ortalardaki koltuklara kalırsanız bence işin tadı kaçıyor. Bir de teknenin üstünün açılıp açılmaması görevlilere kalmış, o yüzden kendimi biraz kısıtlanmış hissetmiştim. Bahsettiğim tekne şöyle:

Ama bu gidişimde arkadaşlarımızın yönlendirmesiyle bambaşka bir deneyim yaşadık: Kanal turu için kendimiz bot kiraladık:

Biz botu Mokumboot ‘tan kiralamıştık. 3 saati haftaiçi 80 Euro, haftasonu 110 Euro. Tabii ki bu fiyatlar botun büyüklüğüne göre değişiyor. Bizimki 8 kişilik bir bottu. Dolayısıyla tek kişi değil, biraz daha kalabalıksanız bot kiralamak maddi açıdan da daha mantıklı olabilir. Tam burada önemli bir not düşeyim : Botu alırken kira ücretinin yanı sıra 100 Euro depozito bırakıyorsunuz, botu sağ salim teslim ederseniz bu ücreti size geri veriyorlar. Burada aklınıza gelmesi muhtemel soruya da  hemen şimdi yanıt vereyim: Kaptan ehliyetim, tecrübem vs. yok, ben bu botu nasıl kullanayım, nasıl sağ salim teslim edeyim? Amsterdam’da kanal turu için kaptan ehliyeti vs. sormuyorlar, açık deniz olmadığı için riskli değil. Önünüzden ya da arkanızdan geçen botlara ve onların yarattığı küçük dalgalara dikkat etmeniz yeterli. Araba kullanırken direksiyon başına geçmişseniz, zorlanacağınızı sanmam. Ama tabii bu noktada karar sizin, iyi düşünün!:)

Turistik teknelerden farklı olarak isterseniz üstü açık bot alabiliyorsunuz (isteyene kapalı da var) . Bu suda ilerlerken kuş seslerini daha iyi duymanız, etrafı daha iyi görebilmeniz demek. Tabii ki aynı zamanda biraz da rüzgar demek, mevsim ne olursa olsun yanınıza hırka almayı unutmayın.

Kanalda en çok hoşuma gidenlerden biri de bot evleri izlemek olmuştu. Şehirde bir kesim apartman dairesi yerine kanaldaki bu bot evlerde yaşıyor. Kiraları park ettikleri yere göre değişiyor, ama merkezdekilerin aylık kirası ortalama 1700 Euro. Bu evlerde kalmak isteyenlere güzel haber: Pek çok kişi Airbnb sitesinde evlerini günlük kiralıyor.

Bireysel bot kiralamanın bir diğer avantajı da, her şeyin sizin istediğiniz gibi olması. Rotanızı kendiniz belirliyorsunuz ve de canınız ne isterse onu yiyip içiyorsunuz. Biz bota binmeden önce markete uğrayıp alışveriş yapmıştık. Botta kahvaltı ya da öğlen demlenmesi şahane fikir, benden söylemesi!

Park, park, park: Biz Amsterdam’a giderken zamanımızın çoğunu parklarda yayılarak geçirmeyi hayal etmiştik. Hava durumu sebebiyle pek mümkün olmadı ama fırsattan istifade bir park keşfimiz oldu: Vondelpark.

Kocaman, yemyeşil bir park. Hava güzel olsa saatlerce oturmalık ama değilse bir kafe de var parkın içinde.  Biz dışarıdaki tahta sallanan sandalyelerde oturup parkı izleyebildik, tavsiye ederim:

Mangalı seven varsa ve açık havada barbekü yapmak isterseniz, Amsterdam’ın bazı parklarında mangal serbest. O parklar hangileri? Bunu gösteren harita bile yapmışlar, aşağıdaki linkte görebilirsiniz. Yeşiller mangal yakabileceğiniz parklar. Sarıların belli bir bölümünde yakabiliyorsunuz. turuncular özel izin istiyor, kırmızılar tamamen yasak.

http://maps.amsterdam.nl/bbq/

Bunlar dışında pek çok kafe ve butik mağazanın bulunduğu Jordaan Bölgesi ve Singel Kanalı çevresi benim en beğendiğim yerler oldu. Özellikle Singel Kanalı çevresinde çok güzel mekanlar var (yukarıda yazdıklarımdan 3’ü orada örneğin.)

Şehirde dikkatimi çeken bir nokta da binalarla ilgiliydi. Tüm binaların tepesinde kanca vardı. Sordum , soruşturdum. Bu detayı da ”bende kalanlar” bölümüne not olarak düştüm. Cevabı merak eden buradan buyursun🙂

Amsterdam şehir merkezi dışında yakınlardaki kasaba ve diğer küçük şehirlere de günübirlik bir gezi yaptık, iyi ki yapmışız. Yemyeşil, tertemiz ve çok huzurluydu. En kısa zamanda ayrıntılarını yazmış olacağım. Şimdilik neden bahsettiğim hakkında ufak bir fikriniz olsun diye kasaba fotoğraflarından bir tanesiyle bitiriyorum:

 

ALTERNATİF AMSTERDAM REHBERİ’ için 2 yanıt

  1. Gezdiğimiz en güzel yerlerden birisiydi Amsterdam. Ve hatta çevresi 🙂 İnsanoğlunun yeryüzündeki cennet olarak nitelendirdiği mekanlar. 2 yıl aradan sonra oraları tekrar görmek ve o anı yaşamak paha biçilemez.
    Teşekkürler Elif Hanıum @gezginmuhabirella …. ( @ilkansslr , @dionysos.bakus )

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s