BERLİN’DE 2 GÜN

2016 yılının son durağı Berlin oldu benim için. İlk gidişimdi, merak ettiğim bir sürü yer vardı ama sadece 2 günüm:( Hal böyle olunca erkenden uyanmalı, yollara düşmeli, çok yürümeli (2 günde 34 km kadar)  bir seyahat oldu. Şanslıydım, canım Alişer Beyciiim de benimleydi bu sefer, daha önce 2 ay yaşadığı bu şehirde kılavuzum oldu haftasonu boyunca. Sadece 2 günümüz olduğu için ilk günü yakın tarih günü ilan ettik, ikinci günü sokakları keşfetme günü. 2 gün yetmez demeyin, başlangıç için fena sayılmazdı:) ‘Berlin’de bir haftasonu’ için buradan buyrun:

0cf422c3-07ff-4e2c-9abd-972f93743b86-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

  1. GÜN:

Otelimiz ana tren istasyonlarından Hauptbahnhof yakınlarındaydı. İlk gün kahvaltıya çok zaman ayırmayalım dedik, ayaküstü bir şeyler atıştırdık. Şimdiden uyarayım: Berlin’in ekmeklerine karşı koymak epey zor! Maya konusunda maharetli oldukları sır değil zaten:)) Heberer’s Traditional Bakery ya da Upper Crust şubesi gördüğünüz yerde hiç tereddüt etmeyin, baget ekmeklerin tadına mutlaka bakın derim.

fullsizerender34-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender35-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Ayaküstü kahvaltı sonrası tabana kuvvet başladık Berlin’i gezmeye. İlk durak Kreuzberg. Türk mahallesi olarak da biliniyor burası. Zaten girişteki tabeladaki yazının bir tarafının Almanca, diğer tarafının Türkçe olması bunun göstergesi. Küçük İstanbul olarak da biliniyormuş. Berlin’de Türk yemeği yemek isteyen, bir dükkana girip Almanya’da yaşayan bir Türk’le iki lafın belini kırmak isteyen için mutlak adres burası.

d7fe1587-cbaf-43b8-9d46-3f69c2423ebf-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

img_5313

Gel gör ki Kreuzberg’i sadece Türk mahallesi olarak tanımlayıp geçersem haksızlık etmiş olurum. Eğlence mekanlarının ve 3. dalga kahvecilerin hakkını vermek lazım bu noktada. Kreuzberg’i boydan boya yürürken dönercilerin, baklavacıların, Karadeniz balıkçısının sonrasında pek çok eğlence mekanı ve kafe göreceksiniz, bunların pek çoğu yeni imiş. Dolayısıyla belki eskiden Kreuzberg Türkiye’den Berlin’e gidenler için ilk sıradaki rotalardan biri değildi ama artık öyle! Şehrin yenilenen çehresini anlamak için uğramak lazım. Bizim tek gecemiz olduğu için gece hayatına burada dalamadık ama kahve molası verdiğimiz için bir mekan önerebilirim gönül rahatlığıyla: Five Elephant. Ben kahvelerinin yanı sıra atmosferini de çok sevdim. Dev dünya haritalı mekanlar 1-0 önde başlıyor zaten benim için:) Espresso, cappuccino vs. kahveler 3-3,5 Euro. Ama Kenya’dan, Etiyopyadan vs. gelmiş, özel çekim kahve istiyorsanız fiyatlar 10 Euro’yu aşıyor. Burada dikkat çeken şeylerden biri ( affedin, yazının bu bölümünde henüz Berlin acemisiyim, pek çok kafede yaygın olduğunu sonradan göreceğim) kafenin bir bölümünde bilgisayarın yasak olması. Öyle ki o bölümde internet de çekmiyor, telefonunuzla bile bağlanamıyorsunuz. Maksat muhabbet olsun diye..:)  zaten mekan küçük bir kahve alan bütün gününü orada geçirmesin diye.. Bilgisayar kullanmak isteyenler 4-5 kişilik arka bölüme geçebiliyorlar. Bilginize!

fullsizerender51-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender52-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Sonrasındaki durağımız Berlin’e ilk kez gidenler için mutlak adreslerden biri: East Side Gallery-Doğu Tarafı Galerisi. 2. Dünya Savaşı’nda şehri Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayıran duvardan kalanlar var burada. Duvar 46 km’likmiş o zamanlar, 1.3 km’si East Side Gallery’de sergileniyor şimdi. Etkilenmemek imkansız. Aşağıdaki fotoğrafım yıllarca süren utancın büyüklüğünü anlatıyor aslında. Duvarın diğer tarafında kalan kişi, karşı taraftakinden bambaşka bir hayat yaşıyor, bambaşka muamele görüyor, diğer taraftakileri göremiyor, dokunamıyor, konuşamıyor… Halbuki kolumu ileri doğru uzatsam duvarın diğer tarafına dokunurum, o kadar yakın.

20c51f29-9b88-4446-8327-991dc1676abe

Şimdi yıllarca tutsaklığın simgesi olan o duvarın üzerinde özgürlük temalı çizimler var. Farklı ülkelerden 105 ressam çizim yapmış. Bu çizimler duvar yıkıldıktan 1 yıl sonra, yani 1990’da yapıldığı için bazıları zarar görmüş. Üzerine yazı yazanlar da olmuş (”Naciye” yazısı da gördüm, Naciye’nin ya da sevdiğinin yerine ben utandım maalesef!!!!) Duvarın bazı yerlerinde kırılmalar olmuş vs.. Bu nedenle duvarın bir kısmı tadilatta. Yeniden yapılan yerlerin önünde tel bariyerler var. Mesleki dürtülerim beni harekete geçirdi, tadilat çalışmaları nasıl gidiyor diye azıcık araştırdım. Bazı ressamlar çizimlerini yenilemeyi reddetmiş. Bu da zarar görmüş bazı yerlerin ebediyete kadar orada kalacağını gösteriyor. Bu da Naciye’nin utancı olsun!!!!!!

fullsizerender28-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

6386395d-75b3-469c-81ee-0fe4883eeb07-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Duvarın önünde bol bol anı biriktirdikten ve fotoğraf çektirdikten sonra yola devam ettik. İstikamet Alexanderplatz önündeki Noel pazarı idi ama yolda gördüğümüz bir sürpriz rotamızı şaşmamıza neden oldu:)

img_5329-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

e17ad1e4-42ff-4972-aaad-6fd09e3d806e-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Yolda eğlence parkını görünce kendimizi birden içeride bulduk. Der Große Berliner Weihnachtsmarkt ‘tan içeri adımızı atıp yaş ortalamasını azıcık yükselttik:) Bence maksat eğlenmekse buraya da mutlaka yolunuzu düşürün, çocuklu aileler kaçırmasın burayı özellikle!!

Pamuk şeker mi istersin, sıcak çikolata mı? Yoksa sıcak şarap mı? Seç, beğen , al konumundaydı hepsi… Yeme-içme seansı sonrası başladık parkı gezmeye… Benim en sevdiğim bölüm havalimanı konseptli bölüm oldu elbette:)

Park çıkışında sıra Noel Pazarı’na geldi. Noel’den bir hafta önce olduğu için şehirde pek çok Noel  Pazarı kurulmuştu elbette ama biz yolumuzun üstündeki Alexanderplatz’dakini deneyimleyebildik. Evet hediyeliklere bakın, bol bol gezin ama yeme-içme olayına burada da vakit ayırın. Mayalarla ilgili başarılarını zaten yazmıştım, biraların efsane olduğunu yazmama gerek yok:) Bu noktada çok hoşuma giden bir detaydan bahsetmeden geçemeyeceğim: Bira bardaklarına depozito var. Örneğin bir 33’lük birayı 6,5 Euro’ya alıyorsunuz, bardağı geri götürürseniz 3 Euro cebe geri dönüyor!! Maksat çevre temizliği, bira bardakları sağa sola saçılmasın diye. En başında çekildiğinden habersiz olduğum, haberdar olduktan sonra bile yeme-içme olayına ara veremediğimi gösteren aşağıdaki video, hem patateslerin hem de biranın lezzeti hakkında bir fikir verir sanırım:) 

Bira istemeyene burada da sıcak şarap var ya da alkol tercih etmeyene sıcak çikolata ya da kahve. Yemeklere gelince külah içinde bol soslu patates kızartması bence olmazsa olmaz. Domuz etiyle sıkıntısı olmayanlar Berlin’e özgü lezzet currywurst de (körili sosis) deneyebilir. 

fullsizerender36-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Yedik, içtik, enerji topladık, yola devam… İstikamet Checkpoint Charlie. Burası Soğuk Savaş Dönemi’nde Doğu ve Batı Berlin arasında kullanılan geçiş noktalarından biri, diplomatlar ve aileleri tarafından kullanılabiliyormuş yalnızca. Bir yanda Amerikan diğer yanda Sovyet askerleri nöbet tutuyormuş burada. ABD Sektörüne ait kısmın aslı oeadan kaldırılmış, Müttefikler Müzesi’ne taşınmış, ama o zamanları hatırlatacak prefabrik bir geçiş kapısı yapılmış tam aynı noktaya. Yakın tarihin unutturulmaması açısından güzel bir hareket elbet, ama turistik olayın ayarını kaçırmışlar biraz. Kapı önünde askerler var, ziyaretçilerin fotoğraf heveslerini sonuna kadar körüklüyor, boy boy pozlar veriyorlar. Bu kısım bana biraz itici gelmişti doğrusu ama gitmişken Checkpoint Charlie’yi illa ki görmek lazım. Detaylı bilgi isterseniz Haus am Checkpoint Charlie Müzesi‘ne uğrarsınız belki, savaş zamanında diğer tarafa geçmek için kullanılan teknikler anlatılmış içerde, görseller eşliğinde.

Burada önemli bir uyarı: Checkpoint Charlie’nin hemen dibinde Einstein Cafe var. Burası Berlin’in Starbucks’ı gibi, her köşede görmeniz mümkün. ‘Biraz soluklanayım, o arada internete bağlanayım, memlekette neler olmuş bir bakayım’ derseniz yazık olur! Biz ettik, siz etmeyin!! Varmış gibi görünen internet yok hükmünde, internetin bozuk olduğunu yeni anlamış gibi yapan ve dakikalar geçtikçe ilgisini esirgeyen personel de öyle! Uyarayım dedim.

fullsizerender38-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender37-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

…  ve yeniden yemek zamanı. hem de bu sefer ayaküstü değil, uzuuun uzun, yayıla yayıla, sindire sindire…. Ben Alman mutfağıyla tanışmak istemiş, araştırmamı da ona göre yapmıştım. Çok memnun kaldım, gönül rahatlıkla tavsiye edebilirim: Maximilians Restaurant. Bavyera mutfağı üzerine kurulmuş bir yer burası, Almanya’nın güneydoğusunun damak tadı yani.

fullsizerender39-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Restorandaki görevlilerin hepsi Bavyera kostümleri içinde. Erkeklerde askılı pantolonlar, kadınlarda korseli elbiseler… Sizi zaten bir anda Berlin’den alıp güneydoğuya götürüyor burası. Hizmet şahane, başlangıç olarak ‘Bavarian starter’ tercih ettik, ev yapımı krem peynir ve Almanya’ya özgü kraker pretzel. Masaya ekmek getirmiyorlar ama talep edince donatıyorlar masayı, ağlamayana ekmek yok yani mutlaka ağlayın:)

img_5367-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Yemek olarak ben bavyera usulü noodle yedim, oranın noodle’ları bizim küçük halka makarnalara benziyor. Alişer Beyciim de sosis denedi , ikimiz de çok memnun kaldık. Ama kalkmaya yakın fark ettik ki restorandaki masaların yüzde 70’i aynı yemekten sipariş ediyor. Meğer orası domuz etiyle de meşhurmuş. Tercih sizin elbet:)

Şaka maka ilk gün 14 km yürümüşüz, çok yorgunduk. Ama zaten 1 gecemiz var, onda da gece hayatına dalmamak olmaz. Tabii ki Berlin’in bu konuda vaad ettiklerinin çok ufak bir kısmını görebildik ama madem bu yazı ‘yeni başlayanlar için Berlin’ tadında, o zaman gece ziyaret ettiğimiz  2 mekanın adını yazayım mutlaka: İlki Hackendahl . Burası turist popülasyonunun az olduğu, genel olarak Almanların muhabbet etmek için uğradığı bir pub tadında. Atmosferi güzel, kokteylleri, içkileri atmosferden güzel. Biz cin tonik içmiştik, ama gidenler yerel biralarının da mutlaka denenmesi gerektiğini söylüyor! Yemek menüsü içkiye göre zayıf, karın doyurmacalık mekan gibi düşünürseniz hayalkırıklığına uğramanız olası, aç gitmeyin!

fullsizerender40-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender42-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

2. mekan Oscar Wilde. Burası tipik bir İrlanda pub’ı. Ama arkadaki bölümü bambaşka bir dünyaya açılıyor. Biz gittiğimizde karaoke partisi  vardı örneğin, gençlik yıllarımızı (!) andık Alişer Beyciiimle:) Alternatif eğlence araya tavsiye!

2. GÜN:

Bugünü sokakları keşfetme günü ilan ettik dediğim gibi. Hava yağışlı, azıcık da soğuk olmasına rağmen bir park ziyareti yapalım istedik ve yolumuzu Tiergarten ‘a düşürdük. Berlin’in en büyük parkı burası. Bahar ya da yaz mevsiminde gitmiş olsaydık bir tam gün bile geçirilir burada. Şartları elverenler için not düşmüş olayım: kitabı, kahveyi, çayı alıp saatlerce yayılmalık:) Biz hızlı bir yürüyüş yapmakla yetindik hava şartlarından dolayı. Uzun, güzel bir yürüyüş yolu var. Alman Başbakanı’nın köşkü, Bellevue Sarayı ve çan kulesi de bu parkta. – Tam da burada mesleki parantez açayım: Forbes dergisi her yıl dünyanın en güçlü kadınları arasında Alman Başbakan Merkel’i de seçer, genellikle listenin en üstünde olur hatta. Ama bu parkı gördüğüm an itibariyle dünyanın yalnızca en güçlü kadınlarından biri değil, en şanslılarından da birisin benim nazarımda sayın Merkel!!:)

1a37219b-df32-4f08-bae2-ef64795a5268

Kahvaltıdan önce bir durağımız daha oldu: Berlin’in bit pazarı. Flohmarkt am Mauerpark , pazar günleri kuruluyor. Eskiye rağbet gösterenlerden, nostaljiyi sevenlerdenseniz mutlaka uğrayın. Ben kendime ve çok, pek çok sevdiğim kız arkadaşlarıma şahane küpeler alıp çıktım buradan, ama daha pek çok seçenek var. Antika radyolarda gözüm kaldı örneğin, 2. el tabak çanaklarda da…

fullsizerender43-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender41-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

.. artık acıktık:) Bu sefer kahvaltıyı aceleye getirmedik, uzun güzel bir pazar kahvaltısı için Anne Blume Kafe tavsiye. Geç giderseniz biraz sıra beklemeniz olası ama değer inanın. 3 katlı klasik Anne Blume kahvaltısı 2 kişi için ideal. Şöyle ki:

11c2340f-7c69-4bac-a83f-7b81400a4a6b

Kafe Mitte’de – ki burası benim gönlüme taht kuran yer oldu Berlin’de, en çok turiste rastladığımız yer de burası sanırım. Çokça kafe, tasarım mağazası, kitapçı… Hatta bir de ağaçtan kütüphaneye rastladım ki, ondan bahsetmeden geçemeyeceğim, Berlin’e dair aklımda kalan en özel anlardan bir tanesi ‘o ağacın altı’ çünkü:)

3c8cca88-3044-4d90-8ea0-555040819a18

Kahvaltı için gittiğimiz Anne Blume önünde rastladık bu ağaca, ama Berlin’in farklı noktalarında başka ağaçlar da var, hatta Avrupa’nın başka kentlerinde de.. Hakkında sayfalarca yazılası ama ben özet geçeyim: Ağacın gövdesini oyup raflar yapmışlar, kitap rafları. Birileri gelip oraya kitaplar bırakıyor, başka birileri de alıp okuyor, belki onlar da başka kitaplar bırakıyor. Kitap zinciri yani bir nevi. Zaten İngilizce’de bu anlama gelen bookcrossing hareketinin de bir parçası. ( 8 yıl önce başlatılmış bu proje ve en önemlisi çevre dostu bir proje. Vaadesi dolmuş, önceden başka sebeplerle kesilmiş ağaçlar kullanılıyor bu projede, kitap rafı yapmak için sağlıklı ağaçları kesmiyorlar yani. ) Önemli detay!

08775d9b-bd7b-4956-84ee-d3eb3cca0f67

… kahvaltı sonrası ver elini Mitte… yüksek yüksek binaları, kocaman ağaçları var yol kenarında. Yağmurda bile çok güzeldi bu yolda yürümek, baharda ağaçlar çiçek açınca nasıl güzel olur kimbilir:

fullsizerender23

fullsizerender30

fullsizerender22

Yolun sonu bizi kahve arayışına , bu arayış da The Barn Kafe‘ye götürdü. Burası da çok bilinen 3. dalga kahvecilerden biri. Keşfedilmiş ama güzelliği bozulmamış yerlerden.. Caddeye bakan kocaman camlarının ardında saatlerce oturulabilir…

fullsizerender43-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender44-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

The Barn’dan çıkıp bir süre daha yürüdükten sonra son durağımıza geldik, Berlin’e noktayı yine kahveyle koyduk. Ben Rahim Kafe’de. Berlin’in gizlenmiş güzelliklerinden burası, bir pasajın içinde, Sophienstrasse’de. Foursquare yardımıyla bulmuştum, yol tarifini buraya bırakayım. Sahibi Tunuslu imiş, ben Cezwe dedikleri kahveden içtim, bizim Türk kahvesi usulü:) Şerbetsiz baklavası ve brownie yanında.. Brownie olmasa da olur ama baklava gerçekten harikaydı:) isteyene revani de var. Menüdeki isimleri bambaşka ama lezzetler tanıdık;)

fullsizerender46-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

fullsizerender45-a76ef047d8d24c03823acdf41c4ee7c8

Berlin’e girizgah seyahat notlarım bu kadar. Elbette çok yer eksik kaldı. Parlamentoyu (Reichstag) gezemedik örneğin, DDR Museum’u, Müzeler Adası’nı… Onlar artık başka sefere…

img_5997

Bu yazıya sığdıramadığım birkaç ayrıntı daha var Berlin’le ilgili. Öncelikle ulaşım ağı ayrı bir bilgilendirmeyi hak ediyor, bazı alışveriş noktaları da:) Örneğin çok, pek çok severek kullandığım Snoopy’li tabaklarımı da Berlin’den aldım. Hepsini ayrı bir mini rehberde anlatacağım. En fazla 2 güne o da hazır, söz! Gezgin Muhabirella sözü 🙂

BERLİN’DE 2 GÜN’ için 2 yanıt

  1. Daha geçtiğimiz Ekim ayında gittim Berlin’e, şimdi yazını okuyunca canım yeniden gitmek istedi! Tehlikeli buluyorum yazılarınızı Elif hanım 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s