BASEL HAKKINDA KONUŞMALIYIZ!

Bir film vardı ‘We Need To Talk about Kevin’ (Kevin Hakkında Konuşmalıyız) diye. Bir annenin sorunlu(!) çocuğu Kevin ile ilişkisine odaklanan bir film. Maalesef filmin başlığı hayata geçemediği ve anne-baba Kevin hakkında konuşmadığı için bayağı zor anlar (!!) yaşamışlardı. Ben de Basel hakkındaki yazım için tam da bu sebeple aynı başlığı uygun gördüm: Sorunları var Basel’in konuşulması-yazılması gereken. Çok pahalı oluşu örneğin!!

img_4343

Basel İsviçre’ye bağlı. Almanya-Fransa-İsviçre’nin buluşma noktasında küçük bir şehir. Colmar ziyaretimi gerçekleştirebilmek için Basel Havalimanı’na bilet alınca, ‘gitmişken bir gece kalayım, orayı da göreyim’ dedim. Dürüst olmak gerekirse biraz pişmanım. Şehrin güzel yerleri var, ama fazla pahalı, karşılaştığım bazı insanlarını da kaba buldum. Dolayısıyla bu bir ‘illa ki Basel’e gidin ya da Basel’de ne yapılır’ yazısı değil, belirli konularda uyarı içeren kısa bir Basel turu yazısı.

3’ü 1 Arada Havalimanı

Basel Mulhouse Freiburg Havalimanı, gördüğüm pek çok havalimanından farklıydı, ben adını ‘3’ü 1 arada havalimanı’ koydum. Çünkü hem İsviçre’ye, hem Fransa’ya hem de Almanya’ya çıkışı var. Pasaport kontrolünden geçip bavulları aldıktan sonra oklar size tüm çıkışları gösteriyor. Tabelalar yeterince açıklayıcı, kafa karıştıran bir durum yok yani:

img_4304

Ben teknoloji konusunda çok iyi değilim, pek sevdiğimi de söyleyemem, tutucuyum yani bu konuda. Gittiğim bütün yeni yerlerde ajandamla gezerim. Her ne kadar genel olarak olumsuz bir izlenim bırakmış olsa da , Basel’de de ajandama kaydetmeye değer bulduğum birkaç yer oldu. Alışveriş içeren seçenekler olduğu için baştan uyarı: İsviçre Schengen Bölgesi’nde olmasına rağmen AB üyesi değil. Bu yüzden de Euro değil, İsviçre Frangı geçiyor ve maalesef pek çok mağazada esneklik sağlamıyorlar bu konuda. Euro kabul etmiyorlar, illa ki İsviçre Frangı olacak!! Bu arada kendisi 3.4 TL!!! (Burada yazar derin bir offfffffffff çekiyor) !!!

1- Rose Keenig: Basel’in ana meydanı Marktplatz’da bir çiçekçi. O meydanda gündüz saatlerinde pazar da kuruluyormuş ama ben gittiğimde hem akşam hem de yağışlı olduğu için tek tük tezgah vardı. Onlardan bir tanesi bu çiçek tezgahıydı. Getirebileceğimi bilsem, buket buket alırdım…

img_4438

img_4435

2- Musica Clasica E. Wyss : Çiçeklerinden sarkan plaklardan da anlayabileceğiniz gibi burası bir müzik mağazası. Pek çok yabancı plak, müzikle ilgili kitap var bu mağazada. Dekorasyonuna ve atmosferine ne kadar hayran kaldıysam sahibine de o kadar sinir oldum. Mağaza sahibi olduğunu unutup kendini müşteri sanangillerden. Yine de kendisiyle çok muhatap olmadan bu mağazayı bir gezin derim.

img_4412-1

img_4399

3- Cupcake Affairs: Test ettim onayladım, lezzetli cupcake’leri var. Ben limonlusunu ve Marilyn Monroe ‘sunu denemiştim, Grace Kelly de güzel görünüyordu. Azıcık pahalı olduğu konusunda uyarmalıyım: 2 minik (küçük değil minik) cupcake ve 1 espresso 11 İsviçre Frangı (Yaklaşık 37 TL). Pastel renkli dekorasyonu da hafızamda kalmasına yardımcı oldu elbette. Yeri de ünlü alışveriş caddesi Spalenberg’de.

img_4369

img_4364

4- Interior Butik: İşte en sevdiklerimden biriiiii. Kırtasiye ve ev dekorasyonu temalı butik mağazaları gezmek. Hazır yılbaşı öncesine denk gelmişken çokça hediye ambalajı ve minik hediyelik buldum. Taşıma derdi olmasa ev için güzel dekoratif eşyalar da var.

img_4392

Fondü Meselesi: 

İsviçre’ye gitmişken bir fondülerini denemeden dönmeyeyim dedim, demez olaydım. Peyniri eritip, servis yaparken altına mum koyuyorlar, kişi başı 30 İsviçre Frangı (yaklaşık 95 TL) alıyorlar. Kaldı ki lezzetine bakınca 15 TL’lik bile değil bence. Bizim ezine peyniriyle yapılan sandviç kat kat lezzetli ve kıymetli bence:)

img_4466

Yazının sonunda bir not düşeyim: Benim şehirdeki sanat galerilerini gezme imkanım olmadı, gidebilseydim belki de fikrim değişirdi, özellikle Haziran ayındaki sanat fuarında apayrı bir havaya bürünüyormuş şehir. Kimseye ‘buraya gitmeyin’ demek de haddim değil zaten en güzeli herkesin kendi deneyimlemesi, ama bu uyarılarımı da kulak ardı etmeyin derim. En azından Starbucks’ta bir sandviç ve kahveye 55 TL vermeyin:\

Colmar mı?  O çok güzeldi. Uzun uzun yazacağım… Yolda, pek yakında:)

img_4383

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s