Bir Şatoda Uyanmak: Hayal Değil Gerçek

Fransa’da şarap turu denince ilk akla gelen yerlerden bir tanesi Bordeaux. İster yarım gün, ister günübirlik, isterseniz bir haftaya kadar uzayan şarap turları var. İsteğe göre yani.

Benim de bu yazımın konusu Bordeaux’nun şarapları ve şarap üretilen şatoları. Ama havaaalanıyla başlamadan edemeyeceğim. Çünkü 3,5 saatlik yoldan sonra uçaktan iner inmez kocaman bir şarap şişesi karşıladı beni.  ‘Uçaktan iner inmez’ derken abartmıyorum çünkü bavulu bile görmeden o şişe çıktı karşıma: Bagaj dağıtım yerinde. Böylesi başka yerde yok:

fullsizerender-24

Şarap gezisini yarım günlük olanlardan seçtim. Şehrin merkezi pek çok bölgesinde Turist Office’ler var, onlardan birine gidince zaten tüm turları anlatan bir broşür veriyorlar, isteyene sözlü bilgilendirme de yapıyorlar. Bu arada en baştan yazmış olayım: Bugüne kadar karşılaştığım en iyi Turist Office’ler Bordeaux’dakiler. İnternet siteleri de bunun kanıtı zaten. Gitmeden önce listemi yaparken çok faydalanmıştım, gitmek isteyenler için buraya bırakmış olayım.

Bordeaux’da şarap turunun çok çeşidi var. Yarım gün isterseniz öğlen 13.30’da buluşup akşam 18.30’a kadar sürüyor, fiyatı 38 Euro. ‘Ben daha kapsamlısını isterim’ diyenler için tüm gün de var, o zaman fiyatlar 60 Euro’dan başlıyor. 

Tur isteyenlere iki seçenek sunuluyor: Medoc mu? St. Emilion mu? İki bölgede de kırmızı şarap üretiminin yaygın olmasının nedeni, nehirlere göre konumları imiş. Medoc Garonne Nehri’nin batısında, St. Emilion Dordogne Nehri’nin doğusunda. Beyaz şarap üzümleri iki nehir arasında kalan dar bölgede yetişiyormuş daha çok. Medoc ve St. Emilion  bu alanda kalmadığı için üretim daha çok kırmızı şaraptan yana. 

FullSizeRender (16)

St. Emilion gezisinde daha çok arazi yürüyüşü vardı ve hava yağmurlu olduğu için zor olacaktı. Medoc’da ise ulaşımın otobüslerle sağlandığı, en fazla şatonun girişinden kapısına kadar 200 metre mesafe yürünen bir gezi sunuluyordu. Mevsim şartları dolayısıyla Medoc’u seçip, St. Emilion’u başka bir Bordeaux seferine bıraktım.

Medoc turu yaklaşık 5 saat süren bir tur. Merkezden Medoc’a gitmek için yaklaşık 1,5 saatlik yol kat ettik, rehber bu süre içinde önce bir harita dağıtıyor, ardından da harita üzerinde uygulamalı olarak bölgeyi anlatıyor. Tur 2 şatoya ziyaret, şarap üretimi anlatımı ve tadımını kapsıyor. İlk durak Şato Maucaillou. Şatonun zor okunan adı Fransızca ‘Mauvais Cailloux’ nin kısaltması. ‘Kötü Taşlar’ demekmiş. Tam olarak bölgenin toprak yapısıyla ilgili bilgi veriyor, yörenin bol çakıllı  yapısına atıfta bulunuyor. Medoc bölgesinin zemini volkanik tüfle kaplı , üstü de beyaz toprakla. Bu özelliğe sahip topraklarda merlot ve cabernet sauvignon türü üzümler var genelde. Bu da yolumuzu kırmızı şaraba çıkarıyor elbette.

fullsizerender-25

 

Şatonun bahçesinden girer girmez ‘ihtişam’ın sözlük karşılığını gördüğümü hissettim:) Kocaman, yemyeşil bir bahçe, önünde gücün simgesi bir boğa heykeli. Şatonun bu bölümünde sahipleri yaşıyor. Dolayısıyla bu kısım ‘böyle de hayatlar var’ dedirten bölüm:) 

17

Yan bina şarap üretiminin yapıldığı yer. Çok meşakkatli, sabır isteyen bir süreç bu. ‘Sevmeyen yapamaz’ dedirten cinsten. Üretim, mayalama, yıllandırma, şişeleme. Bu 4 aşama hem bütçe hem de bol sabır istiyor.

fullsizerender-26

Şatonun girişinde fıçılar karşılıyor bizi. Üzüm salkımı şeklindeki kapı kolları açılır açılmaz! (Şarap turunda gördüğüm en iyi detaylardan biriydi, zengin şato sahibine de iç mimarına alkış:) Burası üzümün suyu sıkıldıktan sonra mayalama işleminin yapıldığı bölüm. Genelde meşe fıçılar var. 18-20 ay dinlendiriliyor şarap bu fıçılarda. Son zamanlarda paslanmaz çelik fıçılar da kullanılmaya başlanmış. Nedeni çelik fıçıların üzümün aromasını daha iyi iletiyor olmasıymış. Şarapla ilgili her şeyde olduğu gibi ahşap fıçıları çelikle değiştirmek de zaman meselesi. Çünkü tek bir fıçı yaklaşık 3 bin Euro ve 4 sene kullanım zamanı var. Dolayısıyla üreticiler zarar etmemek için ahşap fıçıların kullanım süresinin dolmasını bekliyor. Tarihi geçmiş eski ahşap fıçılar ise dekoratif olarak mahzenin farklı noktalarına serpiştirilmiş. 

Mayalama işleminin ardından da yıllandırma ve en son da şişelemeye geçiliyor.

Şarap anlatımından sonra şarap tadımına geçiyoruz. İşte en sevdiğim bölüm:) Şarap tadımı noktasına götürüldüğümüzde dekoratif olarak kullanılan meşe fıçılar burada da çıkıyor karşımıza. Şarap kadehleri o fıçıların üzerine dizilmiş, tatmamızı bekliyor.

12

14

Moulis deniyoruz ilk önce. Moulis bölgenin adı, şarabın içeriğinde Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Carmenere, Petit Verdot ve Malbec üzümleri var. Daha çok siyah meyveler, vanilya ve meyan kökü aromaları hissediliyor. Burada önemli bir not: Saydığım bu aromaların tadı baskın değil, hepsi dengeli. Yani bir şarapta siyah meyvelerin olması demek, ahududu şarabı içmekle aynı değil kesinlikle. İkinci olarak da Franc Caillou geliyor önümüze. ‘Buruk’ diye tabir ettiğimiz kırmızı şarap sevenler alsın listesine!

8

Şarap turunun ikinci raundu için La Tour Carnet Şatosu’na gidiyoruz.

fullsizerender-34

fullsizerender-27

Şarap üretimiyle ilgili çok önemli bir bilgiyi öğreniyoruz burada. Şarap üretiminde en önemli kriter üzümlerin dalından koparıldıktan hemen sonra işlenmeye başlanması. Bu yüzden şaraphaneler şarap bağlarının hemen yanında. Kış mevsimi olduğu için biz bağları gezemedik, bağlarla mesaimiz üzüm tabelalarının fotoğraflarını çekmekle kısıtlı kaldı. Ama yazın ya da bağ bozumu zamanı giderseniz bağları da gezebilirsiniz. 

fullsizerender-28

 

Bu şatonun diğerinden farkı, aynı zamanda yatılı turlar ya da özel davetler için de kullanılıyor olması.  Bir geceliğine de olsa ‘şatonun uyuyan güzeli ben olayım’ diyenler için kiralamak da mümkün, ama tabii sadece bir odasını. 

fullsizerender-29

 

Şatonun eski sahiplerinden biri ünlü Fransız yazar Montaigne’in ailesiymiş. O yüzden yazarın pek çok izini bulmak mümkün. Gezide bize rehberlik eden Emily şatodan çok Montaigne’i anlatıyor neredeyse:) Kısa bir edebiyat dersi gibi… En ünlü eserlerinden ‘Denemeler’in orijinalinin de bu şatoda olduğunu öğreniyoruz o dersin sonunda: 

11

fullsizerender-30

Şatonun en etkileyici özelliklerinden biri tül perdelerinin ardından görünen uçsuz bucaksız yeşil bahçesi. Üzüm bağları, kuğuları.. 19. yüzyıl Fransa’sına götürebilecek her şey mevcut. Dışarı çıktığımızda kuğuları izlemek için tüm gruptakilerle sıra sıra diziliyoruz. Japon turistler her yerde olduğu gibi(!) burada da selfie çubuklarını uzatıp kuğuları görüntülemek istiyor.  Ama kuğular bu girişimden hiç hoşlanmıyor, sırtlarını dönüp gidiyor:)

fullsizerender-31

Turun sonunda dönüş yolu için otobüse tekrar bindiğimizde yol yine aynı yol, yaklaşık 1,5 saat. Ancak bu kez meraklı ve heyecanlı turist kafilesinin yerini, şarabın etkisiyle uyuklamaya başlayan bir insan topluluğu alıyor:)

Ben de dönüş yolunda şarabın yarattığı mayışma sonrası uykuya dalıyorum. O mayışma hissine ‘iyi ki yapmışım’ listeme yeni bir madde eklemiş olmanın huzuru da ekleniyor:) Bu nedenle yarım günlük de olsa bir şarap/şato turunu şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu Bordeaux seyahatimin 2. yazısıydı. Şehrin püf noktalarını anlattığım mini kılavuz için buraya buyrun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s