KAPADOKYA- GEZİP TOZMALIK

Kapadokya’ya ilk gittiğimde 2012 Mayıs’ıydı. Pılımı pırtımı toplayıp kaçıvermiştim 3 günlüğüne, yalnız. Bir de geçen Ekim ayında gittim, bu sefer tek tabanca değil, iki kişi. Kıssadan hisse: Baharların ikisinde de güzel, tek de güzel çift de. 

Kapadokya geniş bir alana yayıldığı için arabalı gitmek daha rahat. ‘Bulunduğum yerden arabalı gitmeyeyim’ ya da ‘benim arabam yok ki’ derseniz ‘sonradan arabalı olmak’ da kurtarır: indiğiniz havalanından (Nevşehir ya da Kayseri) araba kiralamak yani. Göreme, Ürgüp ve Uçhisar’ın kesişim kümesinde Kapadokya. ‘Gündüz turistik yerleri gezerim, akşam da merkeze iner güzeeeel bir restoranda yemek yerim’ klişesi yalan. Turistik yerler de güzeeeel restoranlar da bu bölgelerin hepsinde var, o yüzden Kapadokya’nın tadını çıkarmak için arabalı olmak en iyisi. Bahsettiğim bölgeler birbirine uzak yerler değil, araba ile 5-10, maksimum 15 dakika. Ama aralarında sürekli işleyen bir toplu taşıma yok, işin kötüsü taksi de yok. Tabana kuvvet gidebileceğiniz alanlar da değil, yollar otoban. Turla gitmek de bir seçenek tabii, ama o zaman da yine ulaşım meselesi nedeniyle turun öngördüğü programla kısıtlı kalma riskiniz var. 

Gündüz gezilesi turistik yerlere gelince… Paşabağ Vadisi Kapadokya’yı Kapadokya yapan mantar şeklindeki peribacalarını görebileceğiniz bölgelerden biri. -Tam bu noktada küçük bir not iliştireyim: Kapadokya’da ‘önüm, arkam, sağım, solum peribacası’ gibi bir durum yok. Peribacaları emek istiyor, gidip bulmanız lazım:) Paşabağları umduğunuzu bulabileceğiniz yerlerden biri.  Girişte tur otobüslerinden kalan yerlerden birine arabayı park edebilirsiniz.  Buralarda park yerleri ücretli değil, sadece yüksek sezonda gittiyseniz bulması biraz zor olabilir. Giriş ücretsiz. Girişte ilk göze çarpan ve de en ünlülerden bir tanesi deveye benzeyen peribacası, ilerledikçe daha güzelleri de var.

20151002_135444

Tur rehberlerine/broşürlerine göre Kapadokya’nın olmazsa olmazlarından biri Göreme Açık Hava Müzesi. Kapadokya’da ziyaret edilecek en geniş alanlardan biri ama siz de benim gibi gittiği yerlerde uzak tarih değil de yakın tarih görmeyi sevenlerdenseniz, Açık Hava Müzesi en beğendiğiniz yerler listesinde ilk 3’e girmeyebilir.

 Müzeye giriş ücretli. Ama müze kart ya da sarı basın kartınız varsa o zaman elinizi kollunuzu sallayarak girebilirsiniz.  Sarı basın kartı gazeteciler için, müze kart buradan ya da müze girişinden alınabiliyor

Göreme Açık Hava Müzesi’nde Hristiyanlığın serbest bırakıldığı ilk yıllardan itibaren kayaların içine oyulmuş kiliseler, şapeller, manastırlar var. Açık alanda fotoğraf ve video çekmek serbest ama bazı mağaraların içinde yasak. Dışarıda tabela, içeride görevliler var. Ama görevli olmayışını fırsat bilip deklanşöre basan bir sürü yerli-yabancı turist de var. Müze içinde insanın içini acıtan bir tek bu değil. Pek çok şapeldeki mozaikler saldırıya uğramış, yüzleri kazınmış (yasak olduğu için fotoğraf çekemediğim yerlerden birtanesi).. bir de mağaraların içine ‘O Şimdi Asger’ yazanlar var tabi.. Sırf bu tahribatı görmek bile -insanın içini acıtsa da_ bir deneyim. Ayrıca isteyenler için müze alanında jeeple safari ve atla gezinti imkanları da var. Kapadokya’ya gitmişken outdoor aktivite yapmadan dönmeyeyim diyenlere not olsun:) 

20151002_125613

Üçüncü durak Üç Güzeller Tepesi. Peribacalarına bir örnek daha, 3 farklı boyutta oldukları için anne-oğlu-baba olarak da biliniyorlar.  Gerçekten de güzeller. Üşenmeyin, tepenin en üst noktasına çıkın, Üç Güzeller’in fotoğrafı da, selfie en güzel o noktadan çekiliyor. Tecrübeyle sabit:)

20151003_145747

Anlatmaya değer yerlerden biri de Derinkuyu Yeraltı Şehri. Biraz uzak, Ürgüp’ten arabayla 40-45 dakika. Burası için de müze kart lazım, bir de klostrofobik olmamak! Yerin 8 kat aşağısına iniyorsunuz, zaman zaman çok dar yerlerden geçiyorsunuz ve maalesef ziyaretçi fazlalığından dolayı zaten dar olan alanlar daha da dar geliyor insana. Ama kendine güvenen inip görsün derim. Hititler, Romalılar ve Bizanslılar zamanında burada binlerce kişi yaşamış. Mutfaklar, şarap mahzenleri, kiliseler, yiyecek depoları duruyor hala. 

Bir de çok turistik yerler değil belki, biraz da sapa kalıyor ama Tilköy ve Soğanlı‘dan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Ürgüp’e yarım saat uzaklıkta, yolu bulmak için harita ya da navigasyon şart’a yakın. Bu vesileyle uyarmış olayım Kapadokya’daki  tabelalar, herkes Kapadokya’yı çok iyi tanıyormuşçasına yerleştirilmiş, örneğin Uçhisar’dan Avanos’a giden yoldaki en kilit tabelalardan birini görebilmek için zaten Avanos yoluna dönmeyi önceden akıl etmiş olmanız gerekiyor, ancak o yolu döndüyseniz ‘Aa tabela da buradaymış, demek ki doğru yoldayım’ diyorsunuz. İşte bu yüzden basılı-dijital ayırt etmeden harita şart. Nerede kalmıştım.. Soğanlı ve Tilköy:  ‘Kilise, şapel çok gezdim, gerek yok artık’ derseniz çok da şart değil, çünkü köyleri ziyaret edilesi yapan genelde bu bölgeler. Ama Soğanlı’ya gidip ‘2 tarafta da kilisler var, sağ-sol siz seçin’ diyen girişteki görevliyi geçtikten sonra sağdaki yola girerseniz, yolun sonunda şahane gözleme yapan , kocaman ağaçların gölgesinde bir mekan sizi bekliyor olacak: Soğanlı Restoran. Öndeki masalardan birine kurulsanız bile arka taraflara doğru keşif yapmayı unutmayın 2 güzel hamak sizi bekliyor olacak. Ördekler, kazlar için aynı şey geçerli değil ama.. Onlar her yerde, görmemeniz imkansız:)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kapadokya gezisinin sonunda unutulmaması gereken bir detay da gezinin sonrasını düşünmek&eve dönüş için şarap stoğu yapmak. Turasan Şarap Fabrikası uğrayabileceğiniz adreslerden bir tanesi. Ürgüp’ün girişinde, büyük bir tesis. Turasan’ın kendi şarapları var içeride, istediğiniz şarabı tadabiliyorsunuz, Lyon’da ödül almış çeşit çeşit şarap var. 6 şişenin üstünde alırsanız eve kargoyla da gönderiyorlar. Bir de Ürgüp’ün merkezinde Mahzen var. Eskiden Mahzen Şarap Evi idi adı, şimdi Mahzen Sarıkaya olmuş. Sarıkaya şarapları Mahzen’in sahiplerinin kendi üretimi. Meyve şarabı sevenler için de cennet burası. Karadut, kavun, vişne ne ararsanız var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gündoğumu&Günbatımı&Balon Meselesi

Yurtiçi-yurtdışı fark etmez.. günbatımı tatilin vazgeçilmezi.. benim için öyle en azından.. günbatımının vadi ve peribacası manzaralısı zor bulunur, o yüzden Kapadokya’nın tadı bir başka.  Kızılçukur Vadisi bu iş için biçilmiş kaftan, ticareti de yaygınlaşmış zaten. Günübirlik turlar günbatımı turlarına çıkarıyor isteyenleri, kendi arabanızla giderseniz de vadiye giriş 1 TL. Vadiye girdikten sonra seyir teraslarına kuruluyorsunuz, yapmanız gereken sadece bu. Gerisini saati gelince Tabiat Ana sunuyor zaten..


Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir de gündoğumu meselesi var tabii.. Kapadokya o kadar güzel bir coğrafya ki pek çok yerde bu güzelliğe tanık olmanız mümkün, hatta belki otelinizden bile görebilirsiniz. Bazı otellerde odanın önündeki terasa ya da otelin çatısına çıkmak bile yeterli . Ama tabii bu her otelde mümkün değil, Sultan Cave, Argos in Cappadocia bu anı yaşayabileceğiniz otellerden. İlla ki gün doğumunu ve balonları otelden görmek isteyenler için, rezervasyon yaparken sorması en iyi seçenek sanırım.

Ama ‘otelde bu özellik olmasa da olur, ben farklı yollar deneyeyim’ derseniz Uçhisar Kalesi en iyi alternatiflerden biri. Kalenin en yüksek noktasına o saatte çıkmak mümkün değil, giriş kapalı çünkü, sabah 8’de açılıyor. Ama yine de kalenin belli bir bölümüne kadar gelip arkada izleyebiliyorsunuz o güzel manzarayı. Uykuya kıydığınıza, belki günün geri kalanında hafif sersemlemiş dolaşmanıza değer inanın. Daha Güneş’i görmeden balonlar görünmeye başlıyor, teker teker yükseliyorlar gökyüzüne. Sonra da turuncu pembe ışıklar eşliğinde Güneş beliriyor. Malum Instagram hayatımızın büyük bir parçası ama nasıl bir güzellikten bahsettiğimi anlayabileseniz diye not düşeyim: Aşağıdaki fotoğraflar filtresiz, doğal..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kapadokya denince ilk akla gelenlerden biri de şu ünlü balon meselesi. İlk gittiğimde balona binmiştim, ikincisinde binmedim. Kişisel olarak çok da şart olmadığını düşünüyorum ve ödediğiniz ücrete değmediğini. Havada olmanın tek güzel yanı diğer balonları yakından görmek bence.  Vadileri, peribacalarını metrelerce yükseklikten görmek çok da bir şey ifade etmiyor, önemli olan onlara yakından bakmak, bu da gündüz geziler sırasında yaşayabileceğiniz bir deneyim. Ama kaleye çıkıp balonları güneşin müstakbel ışıkları eşliğinde izlemek daha keyifli.

image2

Bir de işin ekonomik boyutu var tabii. Kısıtlı bütçeyle tatil yapanlardansanız durumu en ince ayrıntısına kadar bilmek hakkınız: Balon 1 kişi 400 TL,(şirketine göre 20-30 TL oynayabilir ama çok değil, internetteki indirim kuponları bile en fazla 80 TL indiriyor) çift olarak gittiyseniz zaten 800 TL oluyor ki bu başka bir tatil bütçesinin büyük kısmı demek benim için:) ama tabii yine de tercih sizin.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s